Mutluluk İki yanağımın arasında.

Mutlu olmanın yollarından bahsetmeden önce mutluluğun tanımını yapmak istiyorum. Diyeceksiniz ki mutlu olmanın tanımı mı olurmuş. Ben de olmayacağını düşünüyorum, kesinlikle hissetmek gerek. Ama mutluluğun gerekliliğini anlamak için bir iki kelam da olsa açıklamak gerek diye düşünüyorum.

Kimine göre mutluluk acı çekmemek, kimine göre ise kendi başına ölçülemeyeceğinden, bunun yerine ölçülebilen para, iş başarısı ve stres düzeyleri gibi diğer değerlere göre değerlendirilmesi gerektiğini söylenen bir kavram. Aklıma hemen “Parayla saadet olur mu olmaz mı?” ikilemi geliyor. Beklentilerimize göre değişebilir. Çok paranın olması beraberinde büyük endişeleri de getirebileceğinden mutluluğumuza gölge düşürebilir. Az paramızın olması da geçim endişesine yol açabileceğinden yine mutluluğumuzu incitebilir. Dinlenmek veya rahatlamak için bir saniyesi bile olmayan bir inşaat işçisi, tam güvenlikli ofisinde işini yapmaya çalışan bir yöneticiden daha mutlu olabilir. Mesele beklentilerimizi ne ölçüde karşılayabildiğimizle alakalıdır.

Yani mutluluk; hayatımızdan ne kadar memnun kaldığımız ve ne kadar iyi hissettiğimiz ikilisinin toplamıdır. Bu konuda tarihe kalıbını basmış filozoflar kendi becerileri ölçüsünde tanımlamalar yapmış; ancak yaratılış kodlarımızı da göz önünde tutan Platon, mutluluğu sağlayabilecek yegane olgunun iyilik olduğunu ifade etmiştir. Onun tabiriyle iyiye benzeyen, mümkün olduğunca iyi olmaya çalışan bir insan, aynı zamanda kendi doğasını tamamlamak yolunda mesafe kat etmiş, kendine yeterli hâle gelmiş insandır, diyerek, en güzel şekilde, tanımlamıştır mutluluğu. Bu yüzden mutlu olmak isteyen herkesin iyiyi istemesi, iyiyi hayatının amacı sayması gerekmektedir.

İşte tam da bu yüzden, yani iyi olma isteğimizin dürtüsünde, sürekli mutlu olmanın yollarını ararız. Mutlu olsak daha da mutlu olmak isteriz ve sonra dahası ve dahası. Yani sosyal çevremiz, durumumuz, psikolojimiz, yaşantımız kısacası içinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun hep biraz daha mutlu olmak istiyoruz.

Tabii ki mutlu olmak için hedeflerimiz vardır ya da olmalıdır. Çevrenizdeki insanlara, kendi durumunuza bir göz atın. Kendi önümüze koyduğumuz hedefe ulaştığımızda mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Zengin olmak,
güzel bir işe sahip olmak, yeni bir ev almak, saygın bir insan olmak, sınırsızca eğlenmek, iyilik yapmak, bir aile kurmak ya da dünyayı dolaşmak gibi çok çeşitlendirebileceğimiz hedeflerimiz vardır.  Amacımız ne olursa olsun, aracımız mutlaka iyilik olmalı. Ancak bu şekilde mutlu hissedebiliriz.

Unuttuğumuz nokta ise, hedeflerimize ulaşmak için ne yapmamız gerektiğini bilmememizdir. Bir yol çizememiş olmamız… Çoğumuz bir yol çizmemiz gerektiğinden bile emin değiliz. Sadece hayal kurup bizi mutsuz eden nedenlerin içerisine bırakıveriyoruz kendimizi.

Bizi mutluluğa götürecek hedefimize ulaşmak için öncelikle karar vermemiz gerek. Gerçekten mutlu olmak istiyor muyuz… İkinci basamakta ise nasıl mutlu olacağımızı planlamamız gerekiyor. Ya planlayarak mutlu
mu olunur, dediğinizi duyar gibiyim. Şimdiye kadar planlamadınız değil mi? Sanırım denemekte fayda var. Son olarak da kendinizi mutlu edecek o hedefe yönelik harekete geçmelisiniz. Başlamak, bitirmenin yarısıdır, unutmayın.

Adım adım mutluluk rehberimden bahsedelim. Maddelendirerek anlatmak sanırım en güzeli olacak.

Mutluluk Rehberi

Adım adım mutluluk rehberimden bahsedelim. Maddelendirerek anlatmak sanırım en güzeli olacak.

Karar Vermek: Bu aşama iki basamaklı… Birinci basamakta kendinize şu soruyu sormalısınız: “Mutlu olmayı gerçekten istiyor muyum?” Hayırsa cevabınız yazının devamını okumanıza gerek yok. Bu cümleye geçtiğinize göre cevabınız, evet. İkinci basamak ise  sizi mutlu eden nedenleri ve zayıflıklarınızı bulmak. Bunun cevabını bulmak için en sevdiğiniz kişilere danışın. Bu kişileri seçerken de sizi analiz edip, hakkınızda fikri verebilecek kişiler olmasına dikkat edin.

Güven: Başarılı olamayacağınızı ya da işe yaramayacağını düşünürseniz mutluluğa ulaşamazsınız. Bu yüzden kendinize güven teşvikinde bulunmalısınız, ya da sevdiklerinden çevrenizden bunu istemelisiniz. Bunu tek basamaklık teşvik gibi düşünmeyin burada, başlangıçta, güven teşviki olarak kullanıyorum ancak tüm basamaklarda güven teşvikinizi eksik etmeyin. Öz güveninizi maksimum tutun. Bunun için de sizi mutlu edecek küçük şeyler yapmayı deneyin. Ne yapalım diye soracağınız soruya verebileceğim tüm cevaplar kişiye göre değişkenlik gösterecektir. Bu yüzden spesifik örnek vermek uygun olmayacaktır. Ama keyif alacağınız ufak şeylerden başlayabilirsiniz.

Tükenmişlikten Kurtulun: Mutsuz olamayacağınız hissi aklınızdan çıkarın. Mutsuz akılla mutlu olamazsınız. Bu yüzden  pozitif düşünün. Mahalle baskısından, basmakalıp düşüncelerden, ön yargılardan kurtulun. Karşınızdakinin sizin hakkınızda ne düşündüğüne odaklanmayın. İstediğinizi yaptığınızda mutlu olup olmamanıza odaklanın. Örneğin, çalıştığınız ortamdaki güzel bir hanımefendiye “Ne kadar hoş görünüyorsunuz” demek sizi mutlu edecekse, (Adab-ı Muaşeret çerçevesinde) düşünmeyin, deyin. Hanımefendinin tepkisi ne olacak, millet ne diyecek, yanlış anlaşılacak mıyım diye düşünmeyin. Mutlu olduysanız sorun değil. İlk seferinde insanların geri dönüşünden dolayı mutlu olamamış olabilirsiniz. Bir kaç denemeden sonra da olamayabilirsiniz. Ama emin olun bilinç altınıza her seferinde küçük bir mutluluk kaydedilecektir. Bu birikimler damlaya damlaya göl olacaktır. 

Mutlu Anılar Biriktirin: Yaşadığınız olayların mutlu taraflarına odaklanın. Hayatınızda hep kontrolcü bir şekilde yaşıyorsanız, o zaman gerçekleri göremeyiz diyeceksiniz. Hayatınızı çok olumsuz yönde etkilemeyecekse görmeyin. Mutlu olmak istiyorsunuz bu daha önemli bir gerçek. Beynimizdeki her bölge pratikle güçlendirilebilir, unutmayın. Eğer beyniniz olumsuz şeyleri hatırlama eğilimindeyse, bu aşamada biriktireceğiniz küçük ama sürekli olan mutluluklar bir süre sonra çoğunluğu sağlayarak beyninizi olumlu şeyleri hatırlama meyline sokacaktır.

Dengeli Harcayın: Paramızı nasıl harcamayı seçtiğimiz, mutluluğumuzu şekillendirir. Denk gelmişsinizdir; “Ucuz araba kullan, ama alabileceğin en güzel evi al.” Ben bunu demek istemiyorum. Toplamda hangisi sizi daha mutlu edecekse onu alın diyorum.

Sosyal Medyaya Ara Verin: Hayatımıza o kadar girdi ki sosyal medya artık hayatımız sosyal medya oldu desem, abartmamış olmam herhalde. Yalnızca arkadaşlarınızın neler yaptığını görüntüleyebilecek, makaleleri okuyacak ve sosyal medya hesabınız aşağıya doğru kaydıracak kadar kullanıyorsanız bunda bir sakınca yok. Ancak, bundan fazlasıysa; işte bu mutluluğunuza sekte vuracaktır. Arkadaşlarınızın ya da sosyal medya fenomenlerinin başırlarını, yaşam tarzını, maceralarını, yemelerini-içmelerini, hatta bakış açılarını gördükçe kendinizi yetersiz hissetmeye, hayatınızın monoton olduğunu düşünmeye, yaptıklarınızı/yapamadıklarınız sorgulamaya başlarsınız. Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak doğamızda var; ancak sosyal medyada herkesin kendilerinin en iyi hallerini paylaştığını unutmayın. Bu yüzden kendimizi her zaman daha iyi olduğunu düşündüğümüz şeylerle kıyaslar ve yeterince iyi değilmişiz gibi hissederiz. Bu yüzden sosyal medyayı bir hayatın amacı olarak değil, bilgi sahibi olmak için bir araç olarak görmeliyiz.

Olumsuz Düşünmeyi Bırakın: Öncelikle şunu kabul edelim: Çoğunlukla bizi perişan eden yine biziz. Hayatımızı verdiğimiz kararlar ne kadar harap ettiğimizi, hayatımızın hiç de umduğumuz gibi olmadığını, partnerinizin sizi hiç anlamadığını, bu dünyadan biri gibi hissetmediğimizi düşünmeden edemeyiz. İşte bu düşümce süreçleri bize endişe pompalamaktan, korku enjekte etmekten başka hiç bir şey yapmıyor. Düşünün yolda yürüyorsunuz ve sürekli arkanıza bakarak endişeleniyorsunuz. Önünüze bakmadığınız için devamlı bir şeylere çarpıyor ya da takılıp düşüyorsunuz. Arkanıza bakmaya devam ettikçe hep geride takılıp düştüğünüzü, bir yerlere çarptığınızı görüyorsunuz. Haliyle endişeniz, korkunuz, pişmanlığınız kısacası olumsuz duygularınız artıyor. Halbuki önünüze baksanız hiç bir soruna takılmadan devam edecek, köşeyi döndüğünüzde de arkanıza bi poz anı baksanız bile olumsuz hiç bişey göremeyeceksiniz. O yüzden önünüze bakmaya başlayın bir an önce.

Kibar Olun ve Gülümseyin: Çevrenize karşı olabildiğinizce kibar olun ve gülümseyebildiğiniz kadar gülümseyin. Bir süre sonra insanların da size daha kibar ve güler yüzlü olduğunu göreceksiniz. Çevrenizde nazik ve güler yüzlü insanlar size pozitif enerji yükleyecek ve mutluluğunuzun artmasına yol açacaktır.

Kıymetli Olanı Bulun: Oturup kendinize bir liste yapın. Hayatınızda neye, kime ne kadar, nasıl değer veriyorsunuz. Kendinizi ve değerlerinizi keşfetmeye başladığınızda sizin neyi mutlu edeceğini de bulursunuz. Yapısal olarak da sizin için olmazsa olmazları bulun ve hayatınızda bu olmazsa olmazlardan taviz vermeyin. Örneğin, bir kursa gidiyorsunuz. Uzun süreli bir kurs olsun bu. Burada sosyal bir çevreniz oluştu ve sosyal etkileşim alanınızda bir arkadaşınız daha baskın. Ortamda kendinizi kabul ettirmek için bu arkadaşınızın el şakalarına katlanmanız gerekiyor, ancak el şakalarından hoşlanmadığınızı keşfettiniz. Daha mutlu olmak için hoşlanmadığınız bu kuralı ön plana çıkarın ve gerekirse iletişime girmeyin. Kurstaki sosyal ortamdan uzak kaldığınız için üzüleceksiniz ama hayatınızı kendi kurallarınıza göre özerk yaşadığınız için de üzüntünüze nazaran daha mutlu olacaksınız.

  1.  

Kendinizi Tanımlayın: Bir dakika içinde bana kendini tarif eder misin? diye sorsam kendinizi nasıl tanımlarsınız. Bunları bir kağıda yazın…. ….. Kendini tanımlamak için verdiğiniz cevapta 6 sıfattan az kelime kullandıysan kendini çok da tanımıyorsun demektir. Hemen eline aldığın kağıda kaleme tekrar sarıl ve kendini anlatmaya başla. Bir iki cümle yazmış olabilirsin sorun değil bekle. Gerekiyorsa kağıt görebileceğin bir yerde günlerce beklesin. Gelip geçtikçe yaz “BEN” deyince aklına gelenleri. Ama bunu yaparken samimi ol, kendini kandırma. Başkalarına da sorma. Hayatı başkalarının gözünden yaşamak kadar bizi mutsuzluğa iten başka bir şey yok. O yüzdem kendini, kendin tasvir et. İçine sindiğini düşündüğün anda bitir ve eline al kağıdını. Olumlu yönlerin mi yoksa olumsuz yönlerin mi fazla bir göz gezdir. Olumlu yönlerin fazlaysa ya kendine tolerans yapıp olumsuz yönlerini görmemişsindir ya da pozitif bir karakterin vardır. Olumsuz yönlerin fazlaysa ya iyi bir eleştirmemişsindir ya da biraz melankoliksin.. Sonuç her ne olursa olsun içlerinden seni mutsuz edenleri bul, yapabilirsen yok et..

Sorumluluk Almasını Bilin: Sizi mutsuz eden nedenlerden kendinizi bir parça sorumlu tutmayı bilmelisiniz. Yaptığınız bir hatadan, sizden kaynaklı bir eksiklikten ya da durumu yanlış betimlemenizden dolayı mutsuzluğa sevk eden durum ortaya çıkmış olabilir. Bunun sorumluluğunu kabullenip mutsuzluğun kaynağına gidin ve onu oracıkta bitirin. Aksi halde mutsuzluğunuz daha da büyüyerek, mutlu olma yolunda attığınız adımları sendeletecektir.

Empati Kurun: Sizi mutsuzluğa iten kişilere karşı da mutlu eden kişilere karşı da empati kurun. Mutsuz olanların neden mutsuz olduğunu anlayın ve onların mutsuzluğunun size sirayet etmesine izin vermeyin. Mutlu insanlara karşı da empati kurarak nasıl mutlu olduklarını anlayın ve mutluluklarını içinizde hissedin. Bir nebze de olsa mutlu olmanıza faydası olacaktır.

Kısacası mutlu olmak basit bir çaba ile sağlanabilir. Bunu diyet yapmak gibi düşünün. Dengeli beslenir, gerekli adımları atarsanız istediğiniz kiloya ulaşırsınız. Başlarda diyetteki alışkanlıklarınıza adapte olmak zor gelir ama düzenli ve istikrarlı bir şekilde uygularsanız hayatınızın bir parçası olur ve istediğiniz kiloda sabit kalırsınız. Ancak bu alışkanlıkları terk ederseniz, kilonuz başladığı yere döner. Haliyle mutluluk da azalmış olur. Nasıl hissettiğinizi kontrol etme yeteneğine sahipiz. Tutarlı bir pratikle aşamayacağımız engel yoktur… Birileri için değişmemeyi seçtiğin an kendin için değişmeye başlarsın.

Ahmet T. YILMAZ

Eğitmen, Gezgin, Duygusal, Grafiker, Beşeriyetçi, Araştırmacı, Seyahat Düşkünü, WEB Tasarımcı, Doğa Aşığı, Minimalist, Fotoğraf Tutkunu, e-ticaret girişimcisi, Gerçekçi, İşaret Dili Meraklısı, Teknoloji Takipçisi, Sosyal Medya Bilirkişisi, Emlak Danışmanı, İlkyardımcı... Trainer, Traveller, Emotional, Graphic Designer, Humanist, Researcher, Travel Freak, WEB Designer, Nature Lover, Minimalist, Photographer, e-commerce entrepreneur, Realist, Sign Language Translator, Technology Follower, Social Media Expert Witness, Real Estate Consultant, First-Aider ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir